Korkuyorum Anne! Bir Gün Bana ya “Sen Fotoğrafçısın” derlerse...

#25
Laleper Aytek
Hakkında

(John Berger'e yaptığım eşlik sonucunda bir okuma denemesi)

John Berger, "Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar" (1) başlıklı (ve kitabıyla aynı adı taşıyan) yazısında, resim üzerinden "yaratma gibi görünen şey, aldığına biçim verme fiilidir." diyor (sf.34).

Ressamın ‘yaratıcı' değil, ‘alıcı' (kuş) olduğuna dair vurgu yaptığı bu cümlenin öncesindeki şu tanım ve açıklamaları da bence çok önemli: "Resim yapma itkisi gözlemden ya da (muhtemelen kör olan) ruhtan değil, bir karşılaşmadan doğar. Ressamla modeli arasındaki bir karşılaşmadan – bu model bir dağ ya da boş ilaç şişeleriyle dolu bir raf bile olsa...... Bir resim cansızsa, bunun nedeni ressamın modeline bir işbirliğinin başlaması için yeteri kadar yaklaşmaya cesaret edememesidir. Bu durumda ressam kopyalama mesafesinde kalmıştır. Ya da günümüz gibi dönemlerde, sanat-tarihsel bir mesafede kalmıştır ve modelinin haberi olmadan üslup oyunları oynanmaktadır." (sf.31)

Aslında, "görünüşü yeniden düzenlemek için nesnenin içine girmenin sırrı, bir gardırobun kapısını açmak kadar basitti. Belki de yalnızca kapı kendiliğinden açıldığında orada bulunmak meselesinden ibaretti."  (sf.28)

Berger'in bu sözleri (ve aslında bu yazısının tümü) fotoğraf için de, fotoğraf üzerinden de doğru, geçerli ve bu şekilde yeniden okunduğunda belki de fotoğraf olana dair yeni/farklı ipuçlarını bulmamızı da sağlayabilir.

Görüntü de, fotoğrafçı da;  çok ‘tan az 'a doğru (resmin ve ressamın tersine boş ‘tan çok 'a doğrunun tersine) kalan, kadraja dahil edilen görüntünün daha görünür, daha "kendisi olmasına" tekabül edecek kavuşmayı, işbirliğini bekler, kollar ve arar.

Görüntü, fotoğraf olmak için azalır, azaltılır, azaltılması gerekir. Aksi halde "işbirliği" bozulur ve kaçınılmazın kuşatılması gerçekleşemeden, "şipşak", fotoğrafçıyı teslim alır. Oyun bozulmuş, ayıklama ve işbirliği gerçekleşemediği, "o" kareyi yapacak olan boz-yap sürecine geçilemediği için fotoğraf olacak olandan uzaklaşılmıştır, ya da kaçmıştır fotoğraf Cartier-Bresson'un deyimiyle...

Bir görüntüyü fotoğraf yapacak olan, önce kaçınılmazın keşfi (anlık ve/ya süreçsel, tek ve/ya çoklu kareler için) ve ardından kaçınılmazın inşasıdır. Ve bu inşa fotoğrafçıya dair öznellik inşasının yapı taşlarını oluşturur.

Kaçınılmaz olan nedir?

Ne zaman ve nasıl gelir bulur fotoğrafçıyı ya da ressamı?

Çok olanın içinden nasıl ayıklanır, yok olan üzerinden nasıl var edilir?

Nasıl "alıcı" olunur Berger'in ifadesiyle?

Bulduğunda (karşılaşma) bir işbirliğine, bir yoldaşlığa nasıl zorlar (mı?) ya da yol açar (mı?)

"Sır, baktığım şeyin –bir kova su, bir inek, yukarıdan görünen bir şehir (Toledo gibi), bir meşe ağacının içine girmek ve girdikten sonra da görünümünü daha iyi hale getirecek şekilde onu yeniden düzenlemekti. Daha iyi, onu daha güzel ya da daha uyumlu yapmak anlamına gelmiyordu; meşe ağacını tüm meşe ağaçlarını temsil edecek şekilde daha tipik yapmak demek de değildi; yalnızca inek, şehir ya da su kovasını daha görünür bir biçimde biricik olabilsin diye, daha kendisi yapmaktan ibaretti." (sf.28)

Sır, gerçekten sadece bundan ibaret olabilir miydi?

Bu kadar mıydı tüm sır?

Peki, bu kadar dediğimiz şey ne kadardı aslında?

Benim için, bir başka fotoğrafçı için, bir ressam, bir yazar, bir okur ya da bir izleyici için, ne kadardı?

Herhangi bir insan için, sokaktaki, yan dairedeki, karşı mahalledeki?

Karşı pencereden evdeyken her gün gördüğüm, sürekli ağlayan çocuğunu büyütmek dışında sadece evde oturup yemek yapan ve 2 oda 80m2 arasında yaşayan bir kadın için mesela neydi?

John Berger, "Her şey açıklığın, kabullenmenin sonucudur." diyor? (sf.37)

Peki, neyi kabullenmek ya da neyin açıklığı?

"O kadar çok şey aynı görünmeye devam ediyor ki: Dişler, eller, güneş, kadınların bacakları, balıklar... Görünürün aleminde tüm çağlar kardeşçe, bir arada var oluyorlar, aralarında yüzyıllar, binyıllar da olsa. Ve eğer resmedilmiş imge bir kopya değil de, bir diyaloğun sonucuysa, resim konuşuyor – biz dinlersek." (sf.38)

Hayatlarımızı "daha kendisi yapmak" nasıldı?

Peki ya fotoğrafı?

"Bu cenneti bulmak için (o lütfa erilebilirse tabii) bir çakıl taşı ya da masadaki tuzluk kadar küçük ve el altındaki bir şeyi kaldırmak yetebilir" mi Berger'in söylediği gibi? (sf.25)

Kim bilir, belki de?

 

 

(1) John Berger, Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar, Metis, İlk Basım: Kasım 1999, Altıncı Basım: Aralık 2014.